Özlem Kaynak ile 100Yüze

Değerli Özlem Hanım, 100Yüze’ye hoş geldiniz. Bu röportajda iki tane kural var, kahvelerimizin tadını çıkarmak ve her bir soruya verdiğiniz samimi yanıtlarda yüzer kelimeyi aşmamak.

Bu arada bazı sorularımız önceki sayılardaki konuklarımıza sorduklarımızla benzer. Bu sorulardaki amacımız aynı konuya farklı konuklarımızın nasıl yanıtlar verdiğini görebilmek ve tüm bu görüşlerden genel bir fikir edinmek.

Sayın Kaynak, öncelikle kısaca sizi tanıyabilir miyiz?
42 yaşındayım, evliyim ve 12 yaşında bir kızım var. Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümünden mezun olduktan sonra State University of New York Binghamton’da yine ekonomi üzerine master yaptım. 19 yıllık çalışma hayatıma pazarlama alanında başlayıp çok farklı kategorilerde başarılı projelere imza attıktan sonra kariyer hedeflerime ulaşma yolunda deneyimlerimi zenginleştirmek için satış biriminin başına geçtim. Nivea Beiersdorf’ta pazarlama, sonrasında satış direktörlüğü yaptıktan sonra Omega Pharma Perrigo şirketine genel müdür olarak transfer oldum. 3,5 yıl sonrasında da GSK Tüketici Sağlığı’na genel müdür olarak atandım ve 8 aydır bu görevdeyim. Değişik kültürlerden gelen, farklı geçmişlere ve zengin deneyimlere sahip bir bölge liderlik ekibinin üyesiyim.

Bir ekonomist olarak sağlık sektöründe yer almak nasıl bir durum? Avantajları ve dezavantajları var mı?
Ekonomist olmak insana dünyayı arz talep dengesinden okumayı öğretiyor, olaylara analitik bir bakış açısıyla yaklaşmanıza ve somut planlar geliştirmenize yardımcı oluyor. Bu anlamda bir ekonomist olarak sağlık sektöründe yer alırken hangi trendlerin hastalarımızın / tüketicilerimizin taleplerini yönlendirdiğini inceleyerek sektör olarak bu beklentilere karşılık verecek arz yetkinliğimizi değerlendirip şirketimizin geleceğini de buna göre şekillendirmeye çalışıyorum. Geçmişimde pazarlama tecrübem olması bu trendlerle ilgili bir vizyon oluşturabilmemi, satış tecrübem ise bunları gerçekçi planlara dönüştürebilmemi sağlıyor.

GSK Tüketici Sağlığı Türkiye Genel Müdürlüğü
ile birlikte yine aynı bölümün Orta Doğu ve Afrika bölgesinde yönetim kurulu üyesi olarak çalışıyorsunuz. Sizce bu bölge ile Türkiye’nin 3 ortak noktası ve ayrıştığı 3 nokta nelerdir?

En temel ortak noktanın büyüme potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Hem pazar büyüklüğü hem gelişme potansiyeli nedeniyle söz konusu bölge ve Türkiye stratejik konuma sahipler. Gelişmiş ülkelerdeki büyüme oranlarına göre çok daha hızlı büyüyen bu bölge ve Türkiye aynı trendi koruyacak. Bu bölge her türlü yeniliği yakından takip eden bir profile sahip, inovasyonlar çok ciddi ilgi görüyor. Sağlıklı kalmak konusundaki artan çaba ve bi- linç ise ortak bir diğer nokta. Ayrışan noktalar ise bölgeler arasında ağırlıklı olarak regülasyondan kaynaklanan farklar ve hastaların / tüketicilerin sağlık okuryazarlık düzeyleri arasındaki farklar.

Sizce bir sağlık firmasının genel müdürünün en öncelikli görevi nedir?
Bir sağlık firmasında yöneticilik yapmak doğal olarak insan sağlığını her şeyin önüne koymayı gerektiriyor. İşimiz tüketicilerimizin ve hastalarımızın sağlığına yönelik olduğundan bunun sorumluluğu tüm diğer sorumluluklarımızdan daha üstün. Organizasyona baktığımızda ise çalışanların yeteneklerini en iyi şekilde ortaya çıkarabilecekleri, kendilerine ve ekiplerine kişisel farklılıkları ile değer katabilecekleri bir çalışma ortamı yaratmak şu ana kadar hep hedefimlerimden biri oldu.

Ekibinize birini dâhil ederken en dikkat ettiğiniz 3 özellik nelerdir?
Liyakate dair beklentilerimiz karşılan- dıktan sonra aradığım 3 özellik güvenilirlik, şeffaflık ve öğrenme merakı. Bu özelliklere sahip bir ekipte deneyim eksiklikleri olsa dahi bunları kolayca kapatıp yüksek bir performans sergileyerek uyumlu bir takım arkadaşı olabilirsiniz.

Ekibinize nasıl davranmalarını hedef koyuyorsunuz? Bunu bir hayvana benzeterek yanıtlasanız o hayvan hangisi olurdu? Yani hangi hayvandan ilham almak lazım?
O kadar hızlı değişen bir dünyada ya- şıyoruz ki işimizi iyi yapmak, başarılı olabilmek için en çok ihtiyaç duyduğumuz özellik adaptasyon. Ekibimin sorumluluk alanlarını, iş yapma biçimlerini ve mevcut durumu sorgulamalarını istiyorum. Bu noktada değişime direnmek yerine değişime uyum sağlamak ve değişimi yönetmek bu dönemin en önemli yetkinliği. Bu özelliklerden yola çıktığımızda tüm hayvanlar arasında adaptasyon konusunda en başarılı hayvan da insanoğlu.

“Teknoloji tüm iş yapış biçimimizi değiştirecek.
Tüketicilerin beklentisi sadece yeni ürünler değil, bu ürünlere ulaşabilmek için çok daha farklı hizmetler almak yönünde olacak. “

Sağlık iletişimi alanında ülkemizde yapılan çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bence çok başarılı çalışmalar var bu alanda. Hem kamunun hem özel sek- törün toplumu bilinçlendirmek adına yaptığı yatırımlar arasında çok etkili ve başarılı kampanyalar var. Sigara kullanımına dair kamu spotları benim favorilerimden.

Bundan 20 yıl sonra tüketici sağlığı alanında ne gibi dönüşümler yaşanacak?
Teknoloji tüm iş yapış biçimimizi değiştirecek. Tüketicilerin beklentisi sadece yeni ürünler değil, bu ürünlere ulaşabilmek için çok daha farklı hizmetler almak yönünde olacak. Hatta tüm bunlar için 20 yıl dahi beklememize gerek olmayacak, çok daha yakın gelecekte bu dönüşümler gerçekleşmiş olacak. Günümüzde GSK dâhil birçok tüketici sağlığı şirketinin teknoloji ve dijital inovasyonları kullanarak ürünlere ve çalışma şekillerine yatırım yaptığını görüyoruz. Tüketiciler, sağlık taraması ve DNA testlerine erişebilmelerini sağlayan giyilebilir teknolojiler, uygulamalar, hizmetler ve diğer yeniliklerin yanı sıra telemedicine kullanarak kendi sağlıkları ile ilgili süreçlere daha fazla dâhil oluyor ve bilinçli bir yaklaşım izliyorlar.

Siz bu gelişmeleri nasıl karşılıyorsunuz?
Tüm bunlar, günümüz tüketicilerinin “kendi vücutlarının CEO’ları” olarak adlandırılmasına neden oldu ve ileri- de de bu yaklaşımın devam etmesini bekliyoruz. Bu gelişmeler heyecan verici ve beni oldukça mutlu ediyor.

İş ve gelişim kitaplarını sever misiniz? Bu alanda okunacak sadece bir kitap olsa siz hangisini tercih ederdiniz?
İş ve gelişim kitaplarının birçoğunun genellemelere ve yeterince derin olmayan bilgilere dayandığını düşünüyorum; bu yüzden de roman okuyup hayal gücümü, yaratıcılığımı beslemeyi tercih ediyorum. Ancak tabii ki bu da bir genelleme ve çok başarılı istisnalar var, mesela Eckhart Tolle’nin “Şimdi’nin Gücü”.

İşe bakış açınızı özetlemek için bir film repliğinden alıntı yapsanız ne dersiniz?
Birçok film var aslında, ancak ilk aklıma gelen “Esaretin Bedeli” oldu. film kararlılık, dayanıklılık, sabır ve zekâ için yazılmış bir destan gibi ve bence bu yetkinlikler iş hayatımız için vazgeçilmezler. Film korktukça tutsak, umut ettikçe özgür olduğumuzu iddia eder ki bu da benim işe bakış açımla örtüşüyor. Cesur davranmadığımız, farklı yaklaşımlar geliştirmediğimiz sürece işe katkımız da çok sınırlı oluyor.

Sosyal medya ile aranız nasıl? En çok hangi sosyal medya kanalını kullanıyor, kimleri takip ediyorsunuz?
Sosyal medyanın doğru kullanıldığında günümüz iş trendlerinde rekabetçi yaklaşımı beslediğine ve hem kişisel gelişimi hem de kurumsal başarıları motive ettiğine inanıyorum. Kadın yöneticilerin bulunduğu birçok dernekte temsilci olmam nedeniyle sektörü ve trendleri sosyal medya üzerinden de takip etmeye özen gösteriyorum. World Economic forum, Harvard Business review favori kanallarım arasında. Merak ettiğim konularda da TED Talks dinlemeyi çok seviyorum. LinkedIn üzerinden takip ettiğim ekonomistler ve iş insanları da var.

Çok yorgun olduğunuzda zihninizi nasıl dinlendiriyorsunuz?
Film seyretmek, klasik müzik dinle- mek ve spor yapmak benim için en büyük dinlenme araçları. Yoğun bir günün ardından kızımla ve ailemle geçirdiğim bir akşam yemeği dinlenmem için yeterli.

En çok ilginizi çeken spor branşı hangisi? Sizce bir yöneticinin o branştan öğreneceği neler olabilir?
Sporun hem zihinsel hem de bedensel olarak enerjimizi artırdığına inanıyorum. Günümüzde giderek daha popüler hale gelmeye başlayan “Kurumsal Atlet” konseptini ilgiyle takip ediyorum. Toplantılarda ve masa başında geçen zamanı mümkün olduğunca iş odaklı geçirip kendime ayırdığım zamana mutlaka bir spor aktivitesi dâhil etmeye çalışıyorum. Düzenli spor yapıyorum. Koşuyorum, cross fit yapıyorum, kısa bir dönem kick boks da yaptım ama artık yaşım elvermiyor.

Bence spor alışkınlağımızdan edindiğimiz yetenekler ve benimsediğimiz bakış açısı iş hayatı için oldukça faydalı; kararlılık, hırs, risk alma, öz disiplin, dayanıklılık, yüksek enerji, ekip içindeki senkronizasyon çok önemli.

Ailenizde sağlık konularıyla kim ilgileniyor? Evde sağlıklı yaşamla ilgili bir motto üretseniz ne olurdu?
Ailemiz içinde sağlık konularıyla hem ben hem eşim ilgileniyoruz. Beslenme alışkanlıkları konusu bende, spor ko- nusu eşimde. Kızımıza iyi bir rol model oluştu- rabilmek için de kendi alışkanlıklarımıza dikkat ediyoruz. Mottom olsa içinde hareket etmek, iyi uyumak ve dikkatli yemekle ilgili bir şeyler olurdu.

Değerli zamanınızı ayırdığınız ve içten yanıtlarınız için teşekkürler. Bu köşede gelecekte yer alacak konuklarımıza bir mesajınız var mı?
Hem sohbet hem kahve hem mekân benim için cok keyifliydi. Diğer konuklarınıza da benim gibi iyi vakit geçirecekleri bir sohbet diliyorum.

*Bu yazı ilk olarak Workshop Dergisi’nde yayımlanmıştır.

Bu İçerikler İlginizi Çekebilir
Devamını Oku

Nasıl Marka Olursunuz?

Ekonomist'in bu ayki kapak konusunda Tazefikir İletişim Grubu'nun kurucusu ve başkanı Çağlar Gözüaçık Ekonomist'e Nasıl Marka Olursunuz? sorusunun cevaplarını verdi.
Devamını Oku

Stressiz Pazarlama

Çağlar Gözüaçık küresel salgın krizi ve beraberinde artan ekonomik zorluklarda pazarlamacıların ve reklamcıların stresle nasıl baş edeceklerine dair Marketing Türkiye'nin sorularını yanıtladı.